İsyan ediyorum arkadaşım. Dandik kumaş parçası fularların 50 liradan aşağıya satılmamasına isyan ediyorum. Her param olduğunda sırf "Bu paraya gider pantolon alırım" deyip alamadığım fularlar için isyan ediyorum.
Lafım en başta Zara'ya. Ulan sen ki dünyanın en güzel fularlarını yapıyorsun. 60 liradan ucuz fular olmaz mı be. Zımbaladın, boncuk taktın, zincir sallandırdın OK EYV ARO ama dümdüz siyah fuların neyine 60 lira bre allahsız. Ablalarım bilir kot gömlekler her yerde 100 liraya yakın fiyatta olur, hakkıdır, kot gömlektir. Geçen bir kot gömleğin üzerine fular asmışlar gayet güzel duruyor böyle. Alayım dedim yani. Etiketi bir kaldırdım 80 LİRA YAZIYOR. Gömlekle aynı fiyata fular mı olur? Kaşmir mi lan o fular iki pamuğun ucuna püskülü iliştirmişiniz üzerine de birkaç kuş kondurmuşunuz. Süs olsun diye boynumuza dolayacağız biz onu lüzumsuz yani gereksiz öylesine nedensiz ve amaçsız bir kumaş parçasıdır fular.
Ne zaman ki Chanel ojeye 70 lira verecek kadar lüzumsuz zengin olurum, o zaman o fulara 80 lira veririm. Anlayacağınız çok sinirliyim arkadaşlar. Bir tek Zara'da olsa iyi, her yerde pahalı bu fularlar. Gidip Colin's'ten, LC Waikiki'den, DeFacto'dan mı alalım fularları AQ adamı deli edersiniz yemin ederim daha yazmıyom darlandım gideyim de bazlama arası çikolat yiyip kendime geleyim.
24 Mart 2013 Pazar
4 Mart 2013 Pazartesi
No İğne No Cry
Bugün midem bulanıyor diye doktora gittim. Muayene sırası beklerken -hastane ortamından nefret ederim- duvardaki osteoporoz afişlerine neyim bakınıyorum. Gerilmişim zaten. Bir teyze geldi. "İnnemi vurunmaya geldiydim ben." dedi. Öylece boş boş otururken derin düşüncelere daldım. Gerçeği çoktan kabullenmiştim. İğneden manyak korkuyordum. MANYAK. Hiçbir şeyden korkmadığım kadar korkuyordum. Ya yaşlandığımda böyle bir hastalığım olsa ve düzenli olarak iğne olmak zorunda kalsaydım... İğneyi reddedip ölümü beklerdim diye düşündüm. Derken muayene sırası bana geldi. Midem bulanıyor, kolumu kaldırmaya mecalim yok dedim. Doktor boğazıma baktığı an "Hemen bi' penisilin yapıyoruz sana." dedi. Şu ünlü "overthinking" fotoğrafı var ya. Aynen ona döndü beynim. Penisilin mi? Hani şu iğne olan.. Ben yaptırmam diye bas bas çemkiriyorum muayenehanede. Doktor bir süre ısrar ettikten sonra antibiyotik ve yanında sprey vs. ilaçlar alırsam birkaç haftada iyileşebileceğimi söyledi. Fakat penisilin %100 iyileştiriyorsa ilaçlar %90 iyileştiriyormuş. Yalnız kankacım, antibiyotik çözüm olmasa ben iğneyi yine yaptırmazdım ki. Ben, yaşlanınca hastalığım olsa bile iğne yaptırmayıp ölümü beklemeyi düşünen BEN. Oğlum! Ben iğneden acayip korkuyorum ya. Aslında her şey 6 yaşımda başladı...Gazi Hastanesindeydik. Boğazım ağrıyordu sanırım. Ateşim var böyle zır zır ağlıyorum. Kan aldırmam gerekiyordu. Annemden beş günlük rahatlatma seansları aldıktan sonra çok da korkmuyordum. Doktorun odasına girdik. Kolumu sıvadı tatlı bir hemşire. Elleri de buz gibi. Hastane ortamının psikolojik baskısıyla beraber haliyle gerilmiştim. Derken doktor geldi. Hemşireye sen bırak ben alırım kanı dedi. Önce sağ kolumdan almaya çalıştı, olmadı. Sonra sol kolumdan denedi. Yine olmadı. Ayı oğlu ayı kollarımı delik deşik ettikten sonra elimden almaya çalıştı. Küçücük çocuğum orada AK. Haykıra haykıra ağlıyorum. Beceriksiz OÇ her tarafımı morarttıktan sonra parmağımı keserek kan aldı. Ben pert olmuşum hastanede. Annemin sinirler gerilmiş. Anlayacağınız her şeyin sebebi o doktor olacak dingildir. O günden beri iğne gördüğümde sıfatımda bir şemal kayması olur.
İlkokulda da hep artislik yapacam diye aşı günü sıranın en önüne geçer aşıyı ilk ben yaptırırdım. "Hiç acımıyo ki yea ödlek misiniz slklar" diye milletle dalga geçerdim. Cidden acımıyordu da çok. Ama iğne değil ya sonuçta. Aşı o. Kafada iğne başka bir şey bana göre o zamanlar.
Velhasıl kelam bundan sonra da iğne görmek istemiyorum. Korkumu yenmek de istemiyorum. Hayatımda iğneye yer yok. Her zaman dediğim gibi.
NO İĞNE NO CRY.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)