9 Kasım 2014 Pazar

Yürüyen Merdiven

 Son zamanlarda olur olmadık şeylere gereğinden fazla sinirlendiğimi ve tepki gösterdiğimi fark ediyorum. Hayatımdaki "uzun zamandır sahip olmadığım boşluk"tan dolayı olacak ki garip bir ruh hali içerisindeyim. Bundan dolayı da sanırım her şey bana batmaya başladı. Bazen en sevdiklerimin bile en küçük hareketleri beni çileden çıkarıyor. Fakat geçenlerde bir olay yaşadım ve bu olay metroda, tanımadığım alelade birkaç insan ile benim aramızda yaşandı. 
 Olay metrodan indiğimde saatin 19.59 olduğunu görmemle başlıyor. Otobüsüm tam saatlerde geldiği ve yorgunluktan süblim halde olduğum için o otobüsü kaçırmak -o an için- istediğim son şeydi. Yürüyen merdivenin sol tarafına doğru yeltendim ve koşmaya başladım. Tam saat olduğu için otobüsüne yetişmeye çalışan bir sürü panik halinde insan da benimle koşuyordu. Merdivenin sol tarafında zınk durup bütün düzene kafa tutacak umarsız bir teyze de göremiyordum. Her şey çok güzeldi. 
 Önümdeki kızdan sonra ikinci kişi olarak yürüyen merdivenin sol tarafından koşarak çıkmaya başladım. Bu arada Çamlıca'nın şerefsiz şoförleri beni gerim gerim germiş durumdaydı. Bu adamlar 5 kilometre de koşsan dursun diye otobüsü linç de etsen öteki durağa kadar asla durup yolcu almazlar. Ankara'nın ayazında yarım saat otobüs bekleme düşüncesi de cabasıydı. Bu arada merdiven basamaklarını yarılamıştım. Fakat önümdeki, merdivene birinci binen kız AYH dedi ve durdu bir anda. Yolun yarısında yürümekten vazgeçti. Eğer yürüyen merdivenin sol tarafından çıkmaya karar vermişsen yolun sonuna kadar yürümek zorundasın. Yolun yarısında vazgeçmek nedir yahu? Ben bir hışımla "pardon geçebilir miYEEM" dedim kızı iteleye iteleye. Demez olaydım. Kız önce nereye gideceğini şaşırdı. Sağ taraftakiler kıza yer açmaya çalıştı. Bu sırada sağdaki iki kişinin dengesi bozuldu. Arkamda otobüse yetişmek isteyen gergin bir sol şerit kuyruğu, önümde nereye gideceğini şaşırmış panik halinde bir kız. Birkaç saniye içinde oluşan kaos ortamını görmeliydiniz. Ben o an hayatımın en şaşkın anını yaşadım. Halbuki öndeki ablam iki basamak daha yürümeyi tercih etseydi hiçbirimiz bunları yaşamayacaktık. Zaten yürüyen bir merdivende 2 saniye içinde attığın 2 adım seni gitmek istediğin yere ulaştırabilirdi. Neden yolun ortasında pes ettin? Ben buna katlanamam. Çok sinirlendim. Böyle durumlarda sesli şekilde HÖF PÖF diyip elimle insanları iteklerim ki kendilerini kötü hissetsinler.
 Merdivenden sonunda inebilmiştik. Sinirlerim tel tel ayrılmışken kırmızı ışıkta duran otobüsümü görüp bir nebze de olsa yatıştım.
 Şimdi bu hikayeyi neden anlatmaya başlamıştım? Nedeni, bu olayın hayatımın en gergin anı olmasıydı. Bunu otobüste sıcak klima çok gereksiz çalışıyor diye cıkcıklarken fark ediyordum. Bir insanın en gergin anı yürüyen merdivenin sol şeridinin tıkanması anı olmamalıydı. Ve niçin klimaya sinirleniyordum? Şoför üşüyeceğimizi düşünüp böyle bir tatlışlık yapmayı düşünmüştü büyük ihtimalle. Bir art niyet aramaya hiç de gerek yoktu.
 Neyse yine de yürüyen merdivenin sol tarafından çıkmaya karar verdiyseniz geri dönüş şansınızın olmadığı lütfen aklınızda bulunsun.

20 Ekim 2014 Pazartesi

şahinkafa serzenişte

Bugün, teknik olarak dün, yaşama sevinciyle uyanıp günü dolu dolu geçirme kararı aldım. Birkaç plan yaptım ve bir anda bütün bu sevinç yerini üşengeçliğe ve amaçsızlığa bıraktı. Tüm gün evde oturup kelimenin tam anlamıyla "hiçbir şey" yapmadım. Yapacak mecal bulamadım desem daha doğru olur. Aslına bakarsanız son zamanlarda bunu hep yapıyorum. Birtakım planlar yapıyorum, kararlar alıyorum fakat eyleme dökemiyorum. Ne bunları gerçekleştirecek istek duyuyorum ne de azim buluyorum kendimde. Nedeni ne bilmiyorum belki de hiç planlamamışken ikinci kez üniversiteye hazırlanmamın verdiği bir bıkkınlık var. Ya da hiçbir şeyin istediğim yönde gitmeyeceğini bana tekrar tekrar gösteren çok şey yaşadım aynı anda. Bilemiyorum. Fakat şu bir gerçek ki motivasyon eksikliği kendine saygıyı da öldürüyor bir yerden sonra. Bir şeylerin olmasını isteyip hiçbir şey yapmamak çok aptalca bir beklenti gibi geliyor bana. Bunun çözümü nasıl olur bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ki bekleyerek hiçbir şey elde edemiyorsun. Bu aralar bir hedefim olduğuna ve bir şey başarmak istediğime bile emin değilim. İşte işin kötü yanı burada başlıyor zaten. İnsan kendini yönetemiyorken hayatını nasıl yönlendirsin? Ben kendime çekidüzen vermem gerektiğini bildiğim halde elimden bir şey gelmeyişini izlemeye devam etmek istemiyorum sanırım. Umarım bu saçma depresif dönemim kısa sürelidir ve umarım hayatın düşündüğüm kadar boş olmadığını göreceğim şeyler de başıma gelir. Çünkü eğer hayat buysa ve hepiniz bu kadar hevesliyseniz bir şeyler yapmakta, aynı fikirde olmadığımızı görmekten korkuyorum.

22 Ağustos 2014 Cuma

Dertler Derya Olmuş

 Çok uzun zamandır blog yazmadığımın farkındayım. Vay be ne zamandır yazmamışım gibi bir şaşkınlık içerisinde değilim. Yazmamamın lys döneminden sonra tek nedeni üşengeç atası bir insan olmamdı. Yazacak konu da bulamıyordum desem yeridir, sınav senesi zeka geriletiyor bence. Şu an yazlık bir sitede uykum varken animasyonun çirkin remixli müziklerinden dolayı uyuyamıyorum ve bu biraz saçma olmakla birlikte ilginç bir konu gibi geldi. Şu an inanılmaz bir çaresizlik içinde arada ekrana bakıp bunları yazıyor, arada tavanı izliyorum.
 Çaresizliğimin nedenlerini sıralayacak olursam:
-sesten dolayı camı kapatırsam çok sıcak oluyor.
-camı kapatıp klimayı açarsam çok soğuk oluyor.
-camı açıp yatarsam danza kuduro ve havuz şıpırdamaları eşliğinde uyumaya çalışmak zorunda kalıyorum.
 İşte bu vizyonsuz çaresizlik nedenlerimden de anlaşılacağı üzere hayatta hiçbir yere varamayacağım. En sevdiği yiyecek ekmek olan birisiyim ben, hayal kurmak vs benim neyime diye bile düşünüyor insan. Ya rab, bu yazı ümitsiz lise ergeninin haykırışına dönüşmeye başlamadan sona bağlayayım: animasyonlar iyrençtir.

Not: Ezan başlayınca animasyon sustu. Türkiye çok süper.