yine çok uzun zamandır blog yazmadığımın farkında olarak yazıma başlıyorum. aslında blog yazma gibi bir zorunluluk hissetmediğim için uzun zaman yazmamak benim için bir şey ifade etmiyor sanırım. düzenli olarak blogumu okuyan biri de olmadığından, böyle bir sıkıntıya düşmem yersiz olurdu.
kafama taktığım zilyon tane şey var bu ara. yaşımın da verdiği bir duygu durumundan olsa gerek, çok fazla şey düşünüyor ve hepsini ayrı ayrı dert etme gibi bir huy ediniyorum. bu yazımda uzun uzun kafama taktığım saçmalıkları yazıp kendimle dalga geçebilirdim. ama bir video benim aklımdaki tüm sorunları iptal edip bomboş bir beyin ve boğazımda bir düğümle kalakalmama neden oldu. bahsettiğim video suriyeli çocuğun patlamadan sonra ambulansta şok içinde etrafına bakınması videosu.
tek bir video, bu çocukların hayatının yanında benim en büyük sorunumun bile ufacık kaldığı gerçeğiyle kendimden utanmama neden oldu. şu videoya kadar olanları bilmiyor muydun derseniz, biliyordum. her gelen savaş haberinde zaten içimiz paramparça. belki bir kopma noktası oldu benim için, bilemiyorum. ama ben bugün o çocuğun kafasındaki kanı eliyle silip neler olduğunu anlamaya çalışışını kafamdaki "çok mühim" sorunlarla boğuşurken izledim. aklımdaki her şey uçup gitti. utancım dışında sadece o çocuğun kendini güvende hissetmesi gerektiğini düşünebildim. bir süre utancım devam etti. sonra bu düşünceler yerini kin ve sinire bıraktı.
ben 20 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. hayatımda utanmam gereken şeyler oldu ve olmaya devam ediyor. ama her şeye rağmen yaşantımdan dolayı utanmamı gerektiren bir dönemde oluşumu hazmedemiyorum. etmemeliyim de zaten. dünyada çok kötü şeyler oluyor. bazen düşünüyorum insanlık tarihi boyunca yaşayacak bu dönemi nasıl denk getirdim diye. ama bunların hiçbiri benim, o çocuğun ya da her gün ölüm tehlikesinden kafayı yemek üzere olan bizlerin suçu değil. çünkü yaşamamız suç değil. yaşımın gereği sorunlarım yüzünden beni utandıran bir dönemde, yaşamaya çalışıyor oluşum bile en azından direndiğimi bana göstermeli.
savaşla birlikte olup bitenlerle kendi hayatımı karşılaştırıp utanmama neden olan herkesten ve her şeyden nefret ediyorum. kinim yumak yumak olup beni boğacak gibi geliyor. elimden şu an bir şey gelmiyor oluşuna öfkeleniyorum. o çocuğa sarılıp güvende hissettiremediğim için yetersiz hissediyorum.
bunları yazarken de biliyorum ki inadına yaşamam gerekiyor. 20 yaş sorunlarımla uğraşmam, vücudumu, sivilcelerimi dert etmem, sevgilimden ayrıldığımda ağlamam gerekiyor. duygularımın ve düşüncelerimin öldürülmesini engellemem gerekiyor ki yaşamaya devam edeyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder